İşsiz Mimarlar

Bugün bu aralar pek çok arkadaşıma verdiğim telkinleri yazıya dökmek istedim. Malum ekonomik koşullar, kötü giden piyasalar, dünyanın içinde bulunduğu durum nedeniyle pek çok insan işsiz kaldı veya işsizliği kıyısında geziniyor. Ekonomik koşullarla ilgili bir şey yapamam ama “işsizlik” sözcüğüne garezim var. Hiç kimse hiçbir zaman işsiz olmamalı, işsiz kalmamalı. Yaptığın işten bir süre para kazanamayabilirsin ama bu hiçbir şey yapmayacağın anlamına gelmemeli. Evet, oturduğum yerden ahkam kesmek kolay. Bununla birlikte işsizliği çok uzun süreler yaşamış ve yaşama potansiyeli olan biri olarak kendi sektörüme dair birkaç çift laf etmek isterim.

İşsiz

Benim işsizliğim 2001 Türkiye anayasa kriziyle başladı. Yeni mezunuz (biliyorsunuz ki herkes tecrübeli çalışan arıyor), anayasalar atılmış, kriz patlamış, bırakın iş ilanına başvurmayı, ilanı bile çıkmayan bir mesleğim var. Varın siz düşünün gerisini. En kötü hatalar işte böyle zamanlarda yapılıyor, ruhsal olarak ayrı, maddi olarak ayrı çöküntü içinde iken doğru karar vermek zorlaşıyor, insan ne yapacağını, nasıl adım atacağını bilemiyor. Gençlik, tecrübesizlik, fakirlik birer birer değil toplu halde üstünüze geliyor. Mesleki ve hayati olarak ilk hatalı kararımı böyle bir dönemde verdim. Ve daha sonra benzer dönemleri 3 kere daha yaşadım. Hepsinde hatalı davrandım, hepsinde motivasyonumu sıfırladım, hepsinde hayat bitti sandım, hepsinde parasızlıktan süründüm. Her biri beni daha da geriye, daha kötüye götürdü, bataklık misali battıkça battım. İş bulup çalışabildiğim sonraki seneler de bu bataklığı kurutmaya çalışmakla geçti.

Ya bir yol göster, ya da yoldan çekil

Akıl veren, akıl vermenin ötesinde doğrudan ne yapacağımı madde madde anlatan, ya da da sürece hiç karışmayan, oturduğu yerden istifini bozmayan, kendin düştün kendin çık mantığıyla yaptıklarımı izleyen veya izlemeye bile tenezzül etmeyen pek çok insan vardı hayatımda. Elimden tutarmış gibi görünenler de çare olamadı yaralarıma. Oysa insan ne kadar çok ihtiyaç duyuyor, sadece nasılsın diye içten soracak bir insana bile. Olmadı benim hayatımda damarıma basmadan doğruyu gösterebilen. İsterdim ki kaybettiğim zamanların telafisi olsun, maalesef ki yok. İşsiz arkadaşım şu an en çok sahip olduğun kaynak zaman ve sana söyleyebileceğim en önemli şey zamanını doğru kullan. Az sonra sıralayacaklarımı da bilgiçlik taslamak, haddi olmayana karışmak gibi algılamadan samimi birkaç dost tavsiyesi olarak alırsan sevinirim.

İşimiz yok mu?

İşimiz her zaman var. Az önce de belirttiğim gibi bazen maddi olarak karşılığını alamayabiliriz sadece. Bu dünya pek adil değil bu anlamda zaten. Mesleği ve konumu gereği yapı sektörünün ortasında bir insan olarak birkaç önerimi sıralamaya çalışacağım.

  1. Sadece şirketler için çalışılmaz, insan kendi için de çalışır. Şirketi geliştirmek için nasıl düzenli bir yol haritası çiziliyorsa, beyin fırtınaları yapılıyorsa, insan bu dünyadaki en önemli kişi olan kendi için de benzer çalışmayı yapmalıdır. Her zaman yapılması gerekir, lakin işsizlik dönemleri bu iş için iyi bir zaman yaratır. Hayat koşturmacası içinde atladığımız nereden gelip, nereye gittiğimiz sorunsalına bu zaman diliminde dokunabilirsiniz. Birikiminiz, tecrübeniz ne durumda, ne gibi eksikleriniz var ve nasıl tamamlamalısınız. Üzerine kafa yormak ve harekete geçmek için boş zamanınızı kullanabilirsiniz.
  2. Ne yapmak istediğinize karar verdiniz, eksiklerinizi belirlediniz. Peki şimdi ne olacak. Harekete geçin. “Nerede hareket orada bereket” diye güzel bir sözü var bu toprakların. Durağanlık sizi girdap gibi içine çeker durur. Kurtulmanın tek yolu harekete geçmektir. Ama az ama çok. Ufak adımlar bile sizi olduğunuzdan daha ileri götürecektir. Burada size göre, durumunuza göre bir planlama işinize yarayacaktır.
  3. Harekete geçme yollarından bahsedelim biraz. Bizim gibi görsel ağırlıklı iş yapan meslek grupları için yapılacak pek çok şey var. Özgeçmişinizden başlayın. Mesleğime özel tavsiye vereceğimi belirtmiştim. Gelen özgeçmişlerin çoğu birbirinin aynı ve özensiz. Özenin. Özgeçmişiniz sizi anlatsın, yansıtsın. Pek çok İK bloggerının anlattığı gibi artık standart özgeçmişler tarih oldu. Kişilerin her alanda farklılaşması gerektiği bir dönemden geçiyoruz. Özgeçmiş de bu konuların en önemlilerinden biri. Sadece mezun olduğunuz okullar ve çalıştığınız şirketler artık yeterli değil hakkınızda bilgi sahibi olmak için, o kağıda tüm renklerinizi yansıtmalısınız.
  4. Özgeçmişinizi “keyifle” ve özenle hazırladınız. Şimdi sırada ne var? Çalışmak istediğiniz alana dair eksikleriniz var mı? Mutlaka vardır çünkü dünkü gerçekler ve ihtiyaçlar bugün değişiyor. Hızlı bir dönüşüm dönemindeyiz. Eksiklikleri gidermek için de mükemmel zaman. İlle bir yerlere gidip para harcayıp eğitim almanıza da gerek yok artık. Online eğitimlerle mesleki olarak veya kişisel olarak ilgilendiğiniz pek çok alanda eğitim alabiliyorsunuz artık. Eğitmeni, çalışacağınız saati kendiniz seçebiliyorsunuz. İşte bazı örnekler ve daha pek çoğu elinizin altında, sosyal medyaya ayırdığınız zaman uzaklığında; (Ayrıca YouTube da bu anlamda çok dolu)
  1. Yine mimarlar, iç mimarlar, peyzaj mimarları özelinde değineceğim bir diğer konu portfolyolarınız. Portfolyo sizi, yaptığınız işleri ve yeteneklerinizi iyi yansıtır olmalı. Sadece iş için çizdiğiniz veya görselleştirdiğiniz birkaç proje bu noktada yeterli değildir. Özgeçmişte olduğu gibi mutlaka sizden izler taşımalıdır. Dosya olarak hazırlayacağınız portfolyonun yanısıra online sitelerden de destek almalısınız. Kendinize ait çalışmalarınızı yer aldığı, cümle aleme sergilemekle gurur duyacağınız sayfalar sizin için iyi referans olacaktır. Bu noktada bakınız: (Ve daha pek çoğunu belki siz benden daha iyi biliyorsunuz/eski kalmış olabilirim)
  1. Özgeçmişinizi hazırladınız, portfolyonuzu hazırladınız, eksik olduğunu düşündüğünüz alanlarda eğitimlerinizi tamamladınız, hala zamanınınız varsa içerik üretin. Bol bol yazın, çizin, boyayın, görselleştirin, renklendirin. Bilgisayar çıktıları günümüzde revaçta olmasına rağmen el skeçlerinizi ihmal etmeyin, boyalarınızı çıkarın sakladığınız yerden. Her gün yeni proje, her gün yeni üretim günü diye düşünün. Projeler uydurun, oteller, ticaret merkezleri, ofisler, evler… Ve çizin. Hiç olmadı eşe dosta akrabaya ihtiyaçları olanı çizin. Mutfağını, banyosunu, hatta balkonunu değiştirmek isteyen pek çok tanıdığım var, sizin de olduğuna eminim. Çizin, en kötü ihtimalle birilerini mutlu etmiş olursunuz. Planını, kesitini çizin yarın uygulanacakmış gibi. Görselleştirmelerini yapın müşteriye beğendirecekmiş gibi. Suluboyalarla skeçler çalışın portfolyonuzun baş köşesine oturacak. Bildiklerinizi, tecrübelerinizi yazın, hikayeleştirin. İster yayınlayın linkedin gibi mecralarda ister portfolyonuzun veya özgeçmişinizin köşe taşı olarak saklayın. Üretin.
  2. Ve son… Umudunuzu asla kaybetmeyin. Tam size göre, sizin özelliklerinize ve isteklerinize göre bir iş, yeryüzünde mutlaka var. Sadece hemen önünüze düşmeyebilir. Aramaya devam edin. Çalışmaya, üretmeye devam edin. Kurumsal iş ilanlarına bakarken freelance olanlara da göz atın. Sizi maddi olarak rahatlatacak ufak tefek işler ve bazen tahmininizden büyük işler buralardan gelebilir.

Eklenebilecek pek çok nokta var daha. Az ve öz olsun istedim, ufacık da olsa ışık olsun istedim. Bir kişinin bile motivasyonunu az da olsa arttırabilsem, umut verebilsem, amacına giden yola az da olsa ışık tutabilsem yazı amacına ulaşmıştır.

Not: Bu yazı bir arkadaşımın ricası üzerine paylaşılmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz